Mevlana der ki; “Üzülme! Ayağına batan dikenler, aradığın
gülün habercisidir”...
![]() |
| Tamer ASHRAF |
Her zaman hayattan bir isteğimiz, bir beklentimiz vardır.
Hepimiz, hayallerimize ulaşmak için yaşıyoruz. Ve hayallerimize ulaşmayı,
kendimize amaç ediniyoruz. Ama hayallerimize ulaşmak için yürüdüğümüz bu yolda,
bir takım zorluklarla ve güçlüklerle karşılaşıyoruz..
Güzel ve bilinmiş “Yoluna Taş Koymak” başlıklı hikaye ile
devam edeyim. Hikayeyi biraz da süsleyerek..
“Zamanların birin de bir kral varmış. Kral sarayına gelen
yolun ortasına kocaman bir “kaya” koydurmuş. Sonra da penceresinde başlamış
beklemeye. Bakalım saraya gelenler, kayayı gördüğü zaman ne yapacaklardı..
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları ve saray
görevlileri birer birer gelmişler. Hepsi de kayanın etrafından dolaşıp saraya
girmişler. Kayayı kaldırmak bir yana dursun, aralarında kralı yüksek sesle
eleştirenler bile olmuş. ‘Halkından hem vergi alıyor hem de yolları temiz tutmuyor’diye.
Penceresinde olanları izleyen kral ise, duyduklarına sadece tebessüm etmiş..
Bir süre sonra saraya sebze ve meyve getiren bir köylü yolda
görünmüş. Köylü yolun ortasındaki kayayı görünce, sırtındaki küfeyi yere
indirip iki eli ile kayaya sarılmış ve zorlanarak itmeye başlamış. Sonunda kan
ter için de kayayı yolun kenarına çekmiş. Küfesini yeniden sırtına almak
üzereymiş ki, kayanın eski yerinde bir “kese”nin durduğunu farketmiş. Keseyi
açtığında ise bir de ne görsün, kese altın doluymuş. İçinde de kralın notu
varmış ve şöyle yazıyormuş; ‘Bu altınlar, kayayı yoldan çeken kişiye aittir’..
İşte, hayat da böyledir! Hayat akıp giderken, karşımıza
çıkan engellerden yakınıyor muyuz? Yoksa çözüm bulmak için gayret mi
gösteriyoruz?
Okuyanlar hatırlayacaktır, daha önce bir blog yazımda
“Hayat, hep yorar zaten insanı. Çalışsan da yorulursun, konuşsan da
yorulursun... Aslında bakacak olursak, insanı, ne işi, ne zaman ne de mekan
yorar. İnsanı, insan yorar..” demiştim.. Başarmak için çabaladığımız hayat yolunda
da önümüze çıkan engellere yine insanlar sebep olmuyor mu?! Evet diyorsanız,
bende sizlere ayağınıza takılmalarına izin vermeyin diyorum;)
“Dağ ne kadar yüce
olsa, yol onun üstünden aşar” Atasözünü hatırlamak tam da yerinde olur bence.
Bu Atasözünün açıklaması ise şöyledir;
•“Güçlünün daha güçlüsü, yetkilinin daha yetkilisi,
yönetilmez sanılanın bir yöneteni vardır,
•Çözümü güç meselelerin, yenilmesi imkansız gibi görünen
zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Yeter ki gerekli azim,
sabır ve cesaret gösterilsin, yılgınlığa düşülmesin.”
Bize ilk başlarda çok zor görünen şeyler ya da karşımıza
çıkan veya çıkartılan engeller, hemen geri çekilmemize sebep olabilir. Azmimiz
kuvvetini kaybeder ve yapmak istediğimiz her ne ise hevesimiz kırılır,
dizlerimizin dermanı kesilir. Bir sonuç alamamanın verdiği manevi yorgunlukla
yıkılır kalırız. Ama azimli olursak ve gerçekten başarmak istersek asla
vazgeçmeyiz. Çünkü ‘azmin elinden kurtuluş olmaz’ derler. Bilmeliyiz ki,
aşılamayacak hiç bir engel yoktur. Engeller zaten batan dikenlere rağmen
aşılmak ve varmak istediğimiz amacımıza ulaşmak içindir. Eğer bu yolda
kararlıysak, yıkılıp kalmak yerine tam tersi daha da güçlenmeliyiz..
Herşeyden önce insan, gerçekçi olmalıdır. Hayata toz pembe
gözlerle bakıp da sonrasında hayal kırıklıkları yaşamamak için, karşısına
çıkabilecek zorluklara karşı aklını ve mantığını kullanıp planlı olmalı ve
davasına inanmalıdır. Engeller, azimli insanları başarıya giden yolda
kamçılayan manevi güçlerdir. İnsan önce ne istediğini, ne yapması gerektiğini
bilmelidir. Sonra ise iradesine, azmine ve cesaretine güvenip hedefine
ulaşmalıdır.
Yürüdüğünüz yolda, önünüze çıkan engellere “basamak” gözüyle
bakar ve üzerine basıp yükselirseniz, onları geçtikten sonra bir sonraki basamaktan
aşağıya tebessüm ile bakmanın keyfini yaşayabilirsiniz!
Ne zaman zorlukla karşılassak vazgeçmek yerine, başarıya
yaklaştığımız için mutlu olmalıyız. Çünkü, hayat sınav gibidir. Bazen takılıp
kalırız ve yürüdüğümüz yoldan geri döneriz, bazen de sonuna kadar mücadele
ederiz. Azimli olursak, zafer bizim olabilir ve emek vererek çalıştığımız zaman
engeller “engel” olmaktan çıkacaktır..
Bu haftaki yazımı, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ile
bitireyim izninizle;
“Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem, o işe neler
mani olur diye düşünürüm. Engelleri ortadan kaldırdım mı, iş kendi kendine
yürür”...
