Küçük ya da
büyük olsun bütün işletmelerin gözleri, kulakları, elleri, ayakları yani
insanlar gibi duyu organları olmalı. Pazara çıktığında insanlar gibi görmeli,
duymalı, dokunmalı. Örneğin iyi bir yönetici çalışanlarının sesini bir
kilometre uzaktan tanıyabilmeli, bir satışçı müşterilerinin istek şarkılarına
eşlik edebilmeli ve en önemlisi işletmeler arada bir rakiplerinin pişirdiği
yemekleri de yemeli.Peki bunlar yeter mi? Yok, yetmez. Tüm bunların üstüne bir
de sağlığına dikkat etmeli. Kütük gibi olursa, çalışanların beli, çok gevşek
olursa yöneticilerin başı ağrır. O zaman, sert ya da yumuşak değil, esnek
olmalı. Çalışanlar her sabah güne esneme hareketleriyle başlamalı. Bir işletme
için büyümek değil en önemli mesele. Çünkü kimi işletmeler büyümeye çalışırken,
kimi de küçülme derdinde. Esnek bir işletmeyse gerektiği zaman gerilir,
sivrilir, büyür, gerektiğinde yumuşar, küçülür. Çok önemli bir istatistik -ve
tamamen uydurma- iyi bir işletme yılda tam on dört kere değişebilmeli.
Çakallarla kurtların devri bitti artık, bukalemun gibi koşullar değişince
kendisi de değişenler revaçta. Bu devirde kafasını dizine, ayaklarını da
poposuna değdiremeyen işletmeler için ekmek aslanın ağzında.Buraya kadar her
şey tamamsa devam ediyoruz. Evet, işini çok iyi yaptın, esneme hareketlerin
fena değil, ahlakına da kimse toz konduramaz ama biraz da gösteriş lazım. Pembe
bir fularla ortalarda dolaşamam diyorsan en azından hafif bir makyaj, sıcak bir
gülümsemeyi düşünebilirsin. Ama gülüşün sana ait olsun, çünkü sen farklısın. Eğer
değilsen, hemen farklı olmalısın.Peki hiç düşündün mü, patron neden müşterilere
ya da çalışanlara ‘dükkân senin’ der? Çünkü herkes kendi dükkânından alış veriş
yapmayı ister de ondan. Yani benim manavım olsa gidip başka yerden kabak alır
mıyım?Nasıl başladın, nerelerden geldin, nereye gidiyorsun? Hepsi için bir
hikâyen olsun. Çünkü sadece hikâyeler akılda kalır. Benim ürünüm böyle iyi,
benim hizmetim şöyle güzel demenin modası geçti. Artık storytelling yani hikâye
anlatma çağındayız.Elbette kendini bizden iyi tanıyorsun ama öyle bir şey daha
var ki onu sadece ama sadece sen biliyorsun. Belki bugün bize, sana nasıl
yardım edebileceğimizi öğretebilirsin.